Siyaset Felsefesi Nedir?

Bu makalemizde siz değerli okuyucularımıza siyaset felsefesi hakkında bilgiler vereceğiz.

Toplum ve devletin yönetim ile alakalı terimlerini tek başlıktan altında toplanmasıyla siyaset kelimesi ortaya çıkmıştır. Siyaset; toplum-devlet ilişkisini, insanların yönetim durumunu inceleyen temel kavramdır.

Felsefe bilimine ait bir bakışla siyasete dair her şeyi araştıran, sorgulayan ve geçerliliğini belirleyen bilim dalı “siyaset felsefesi” olarak adlandırılır. Siyaset felsefesi bilimsellikten ziyade olması gereken ideal devlet düzenini açıklamayı hedefler. Siyaset felsefesi objektif olmaktan ziyade değer yargısında (iyi-kötü) eleştiri sunar.

Siyaset Felsefesinin Temel Kavramları

Birey: Bir topluma ait, fikirleri ile diğer insanlardan ayrılan ve kendisine ait birçok özellik barındıran her bir kişidir.

Toplum: Kültürlerinde ortaklık bulunan, belli bir amaç etrafında toplanan bireylerin tamamıdır.

Devlet: Egemenliğini belirli bir toprak parçası üzerinde devam eden bir toplumun siyasal anlamda en üst makamına devlet denir.

İktidar: Siyasal anlamda gücü elinde bulunduran, egemenliği yasal olarak elinde tutan, yönetim hakkına sahip gruptur.

Egemenlik: Yasal yollarda iç ve dış baskılara maruz kalmadan iktidar gücünü kullanabilmektir.

Siyaset Felsefesine Ait Sorular

  • Adalet nedir?
  • Eşitlik nedir?
  • İktidarın kaynağı nedir?
  • En iyi yönetim şekli nedir?
  • Birey-devlet arası ilişki nasıl olmalıdır?
  • Herkesin memnun olduğu bir yönetim şekli mümkün müdür?

Egemenliğin Kullanış Bi̇çi̇mleri̇ Nelerdi̇r?

Geleneksel Egemenlik: Töre, gelenek ve yazılı olmayan hukuk kurallarına dayanan egemenlik şeklidir. Az gelişmiş toplumlarda görülür. Köy ağalığı, aşiret babalığı gibi örnekler verilebilir.

Karizmatik Egemenlik: Gök-tanrı inancı gibi kahramanı başarıları, öngörüleri, üstün özellikleri sayesinde egemenlik verir. Liderin söylediği sorgulanmadan uygulanır ve lider kurtarıcı olarak görülür. Atatürk, Fatih Sultan Mehmet buna örnek verilebilir.

Demokratik Egemenlik: Çağdaş devletlerde uygulanan bu egemenlik çeşidinde; yönetim şekli, yasalar, egemenlik haklarının hepsi belirlenmiştir. Bunlar kanun ve anayasalardır.

Devlet Nasıl Ortaya Çıktı ?

Toplum içerisindeki düzeni sağlamak amacı ile oluşturulan siyasal ve hukuksal mekanizmaya devlet denir. İnsanlar yapıları gereği iş bölümü ve toplumsal düzen olmadan kendilerine yetemez. Bu iş bölümü ise siyasal ve hukuksal hakkı bulunan devlete aittir.

Devletin Doğal Bir Varlık Olduğunu Savunanlar

  1. Platon
  2. Aristotales
  3. Farabi
  4. İbn-i Haldun

Devletin Yapay Bir Varlık Olduğunu Savunanlar

  1. Hobbes
  2. Locke
  3. Jean Jacques Rousseau

İdeal Devlet Düzeni Fikrini Reddedenler

Nihilizm: Herhangi bir ahlaki değer ya da yargının geçersiz olduğunu savunur. Buna ek olarak tüm toplumsal düzen ve devlete ait anayasaları, yürütme yetkilerini reddeder.

Anarşizm: Devlet bireylere ait mülkleri korumak amaçlı vardır fakat devlet kuramından önce de insanlar barış içerisinde yaşadığı için devletin yok edilmesi gerektiğini düşünürler.

Sofistler: Doğal olanın tersi olan her şey yapay ve aykırıdır. Devlet yapaytır o zaman devlet yok edilmelidir. Hukuk ve anayasa yapaydır o zaman yok edilmelidir.

İdeal Devlet Düzeni Fikrini Onaylayanlar

Liberalizm: Özgürlüğü yapı taşı edinen liberalizm; bireylere ekonomik ,sosyal, siyasal ve dini konularda özgürlük verilmesi görevinin devlete ait olduğunu savunmuştur. Liberalizme göre devlet, birey için vardır.

Sosyalizm: Buekolün amacı bireyler arasındaki sınıf ve ekonomi farklarını sıfıra eşitlemek yani bir nevi statüsel eşitlik yakalamaktır. Bu yüzden özel mülkiyet kavramını reddeder.

Sosyal Devlet Anlayışı: Hukuk ve anayasa konusunda herkese dil ,din ,ırk ,cinsiyet farkı gözetmeksizin eşit davranılması ve yasaların insanlara eşit uygulanmasını savunur. Bu anlayışa göre hukuk, devletin temelidir.

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu